Bir zamanlar sokaklarda Pokémon avlayan milyonlarca insanın, yıllar sonra askeri teknolojilerin gelişimine katkı sağlamış olabileceğini söylesek ne düşünürdünüz? İlk bakışta komplo teorisi gibi görünen bu iddia son günlerde dünya basınında yeniden gündeme geldi. İddialara göre Pokémon GO oyuncularının telefon kameralarıyla topladığı görüntüler ve oluşturduğu veriler, insansız hava araçlarının ve otonom sistemlerin eğitiminde kullanılabilecek devasa bir dijital haritaya dönüştü.
Peki gerçekten milyonlarca oyuncu farkında olmadan kamikaze İHA’ların eğitilmesine yardım mı etti? Yoksa bu başlıklar gerçeğin yalnızca küçük bir kısmını mı anlatıyor?
Bu sorunun cevabı oldukça ilginç.
Her Şey Bir Mobil Oyun Olarak Başladı
2016 yılında piyasaya sürülen Pokémon GO kısa sürede dünyanın en popüler mobil oyunlarından biri haline geldi. Oyuncular artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisini kullanarak gerçek dünyada dolaşıyor, Pokémon yakalıyor ve belirli noktaları ziyaret ediyordu.
Ancak oyunun arkasındaki teknoloji şirketi olan Niantic’in asıl ilgilendiği konu yalnızca oyun değildi.
Şirket uzun yıllardır insanların yaşadığı dünyayı dijital olarak haritalandırmaya çalışan projeler üzerinde çalışıyordu. Pokémon GO ise bunun için eşsiz bir fırsat sundu.
Milyonlarca oyuncu dünyanın dört bir yanında yürürken, çeşitli noktaları ziyaret ederken ve kamera destekli özellikleri kullanırken büyük miktarda konumsal veri oluşmaya başladı.
AR Tarama Özelliği Neden Önemliydi?
Oyunda zamanla “AR Scan” adı verilen bir özellik ortaya çıktı.
Bu özellik sayesinde oyuncular belirli bir noktayı telefon kamerasıyla farklı açılardan tarayabiliyordu. Karşılığında oyun içi ödüller kazanılıyordu.
Bir heykel, bina, anıt, park veya şehir mobilyası oyuncular tarafından farklı açılardan görüntülendiğinde sistem bu görüntülerden üç boyutlu modeller oluşturabiliyordu.
Tek bir kişinin çektiği görüntü çok anlamlı olmayabilir.
Fakat aynı nesne dünyanın farklı bölgelerindeki binlerce oyuncu tarafından tekrar tekrar tarandığında ortaya son derece ayrıntılı bir dijital harita çıkabiliyor.
İşte tartışmaların merkezinde de bu nokta bulunuyor.
Bu Veriler Tam Olarak Ne İşe Yarıyor?
Oluşturulan üç boyutlu haritalar yalnızca oyunlar için kullanılmıyor.
Modern teknoloji dünyasında bu tür veriler;
- Otonom araçlar
- Robotlar
- Artırılmış gerçeklik sistemleri
- Akıllı gözlükler
- Teslimat dronları
- Navigasyon sistemleri
gibi birçok alanda kullanılabiliyor.
Bir drone’un GPS sinyali olmadan çevresini tanıyabilmesi için bulunduğu ortamı anlaması gerekir.
Eğer sistem önceden oluşturulmuş ayrıntılı bir dijital haritaya sahipse, drone çevresindeki nesneleri tanıyarak yönünü bulabilir.
Bu teknoloji askeri olmayan alanlarda da son derece değerlidir.
Örneğin deprem bölgelerinde arama kurtarma yapan robotlar veya kapalı alanlarda çalışan teslimat dronları da benzer yöntemlerden yararlanır.
Peki Kamikaze İHA İddiası Nereden Çıktı?
Son dönemde insansız hava araçlarının savaş alanlarındaki etkisi ciddi şekilde arttı.
Özellikle GPS karıştırma sistemlerinin yaygınlaşması nedeniyle yeni nesil dronlar yalnızca uydu sinyallerine güvenmek yerine çevresel farkındalık teknolojileri kullanmaya başladı.
Bu noktada gerçek dünyanın ayrıntılı üç boyutlu haritaları çok değerli hale geldi.
Uzmanlar, şehirlerin ve nesnelerin dijital modellerinin gelecekte hem sivil hem de askeri sistemlerde kullanılabileceğini belirtiyor.
Bazı haberlerde bu durum doğrudan “Pokémon GO oyuncuları kamikaze İHA eğitti” şeklinde yorumlandı.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var.
Şu ana kadar kamuoyuna açık bilgilerde Pokémon GO oyuncularının verilerinin doğrudan belirli bir askeri silah sistemini eğitmek için kullanıldığına dair net ve doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor.
Ortada bulunan gerçek şu:
Oyuncuların oluşturduğu veriler gelişmiş üç boyutlu haritalama sistemlerine katkı sağladı.
Bu haritalama teknolojileri ise teorik olarak hem sivil hem de askeri uygulamalarda kullanılabilecek potansiyele sahip.
İnsanlar Gerçekten Ne Kadar Veri Topladı?
Niantic yıllardır dünyanın en büyük görsel haritalama projelerinden birini oluşturuyor.
Şirketin hedefi yalnızca harita yapmak değil.
Gerçek dünyanın dijital bir kopyasını oluşturmak.
Teknoloji dünyasında buna bazen “Spatial Computing” veya “World Model” adı veriliyor.
Bu yaklaşımda binalar, yollar, heykeller, meydanlar ve diğer fiziksel nesneler bilgisayarların anlayabileceği şekilde modelleniyor.
Yapay zekâ sistemleri daha sonra bu dijital dünya üzerinde eğitim alabiliyor.
Bu nedenle Pokémon GO artık yalnızca bir oyun olarak görülmüyor.
Bazı uzmanlar onu tarihin en büyük kitlesel veri toplama projelerinden biri olarak değerlendiriyor.
Gizlilik Tartışmaları Neden Yeniden Alevlendi?
Haberlerin ardından birçok kişi aynı soruyu sormaya başladı:
“Telefonumun kamerasıyla çektiğim görüntüler başka amaçlarla mı kullanıldı?”
Aslında bu tür uygulamalarda veri kullanımı kullanıcı sözleşmeleri ve izinler kapsamında gerçekleştiriliyor.
Ancak çoğu kişi uygulamaların topladığı verilerin gelecekte hangi alanlarda değerlendirilebileceğini düşünmüyor.
Bugün eğlence amacıyla kullanılan bir teknoloji yarın robotik, yapay zekâ veya savunma sanayisinde dolaylı olarak rol oynayabiliyor.
Bu nedenle tartışma yalnızca Pokémon GO ile sınırlı değil.
Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, navigasyon uygulamaları ve artırılmış gerçeklik sistemleri de benzer soruları beraberinde getiriyor.
Sonuç: Başlıklar Abartılı, Hikâye Gerçek
“Milyonlarca kişi farkında olmadan kamikaze İHA eğitti” ifadesi dikkat çekici olsa da mevcut bilgiler bu cümlenin doğrudan doğruya kanıtlandığını göstermiyor.
Ancak olayın tamamen uydurma olduğunu söylemek de mümkün değil.
Pokémon GO oyuncularının oluşturduğu üç boyutlu çevresel veriler gerçekten de gelişmiş haritalama sistemlerinin oluşmasına katkı sağladı.
Bu sistemler gelecekte robotlardan otonom araçlara, artırılmış gerçeklik gözlüklerinden insansız hava araçlarına kadar çok geniş bir alanda kullanılabilir.
Dolayısıyla gerçek şu:
Milyonlarca insan muhtemelen kamikaze İHA eğittiğini düşünerek oyun oynamadı.
Fakat ortaya çıkardıkları dijital dünya modeli, geleceğin yapay zekâ ve otonom sistem teknolojilerinin gelişiminde beklenenden çok daha büyük bir rol oynamış olabilir.
